Kısaca
- Divan-ı Hümayun'un başkanlığı Fatih Sultan Mehmed döneminde padişahtan veziriazama bırakıldı.
- Dirlikler yıllık gelirine göre üçe ayrılırdı: 100.000 akçeyi aşanlar has, 20.000 ile 100.000 akçe arası zeamet, 20.000 akçenin altındakiler tımardı.
- Mîrî arazinin mülkiyeti devlete aitti; reaya bu toprağı yalnızca tasarruf (kullanma) hakkıyla işlerdi.
- Osmanlı millet sistemi etnik köken ya da dile değil, din ve mezhep esasına dayanırdı.
- Örfî hukuk padişahın emir ve fermanlarından oluşurdu; yazılı kaynağı kanunnâmelerdi ve şer'î hukukla birlikte uygulanırdı.
- Mısır, Bağdat ve Yemen gibi salyaneli eyaletlerde tımar sistemi uygulanmazdı.
Padişah ve Divan-ı Hümayun
Osmanlı merkez yönetiminin başında padişah, onun adına karar veren en yüksek kurul olarak da Divan-ı Hümayun bulunuyordu. Klasik dönemde padişah yasama, yürütme ve yargı yetkisini elinde tutar, gerektiğinde bu yetkileri vezirler ve divan üyeleriyle paylaşırdı. Devlet teşkilatı, sarayın bulunduğu İstanbul'u kapsayan merkez ile başkent dışındaki bütün toprakları kapsayan taşra olmak üzere ikiye ayrılmıştı.
Divan, II. Murad döneminde Divan-ı Hümayun niteliğini kazanmaya başladı ve tam gelişmiş şeklini Fatih Sultan Mehmed zamanında almaya başladı. Fatih'in getirdiği en önemli yenilik, divan başkanlığının padişahtan alınıp veziriazama bırakılmasıdır. Topkapı Sarayı'ndaki toplantılar ikinci avludaki Kubbealtı'nda yapılır, padişah kafesli bir pencerenin ardından görüşmeleri dinleyebilirdi. Divan siyasi ve idari işlerin yanında bir yüksek mahkeme gibi çalışır; kadıların hükümlerini inceler, haksız bulduklarını bozardı. Veziriazamın kendi sarayında topladığı ikindi divanı XVI. yüzyılda kurumlaşmıştı; XVII. yüzyıl sonlarından itibaren Divan-ı Hümayun'un yetkileri yavaş yavaş bu divana geçti. II. Mahmud'un merkez teşkilatındaki reformu ise Divan-ı Hümayun'un işlevinin sonu oldu ve kabine sistemine geçildi. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre şeyhülislam Divan-ı Hümayun'un üyesi değildi; ancak padişah ve sadrazamlar XVI. yüzyıldan itibaren giderek artan biçimde onun görüşüne başvurdu.
| Divan üyesi | Başlıca görevi |
|---|---|
| Veziriazam (sadrazam) | Padişahın vekilidir, mührünü taşır; savaşta serdar-ı ekrem olarak orduya komuta eder. |
| Kubbealtı vezirleri | Veziriazamın verdiği görevleri yerine getirir. |
| Kazasker (Rumeli ve Anadolu) | Divandaki büyük davalara bakar; kadı ve müderrislerin tayin işleriyle ilgilenir. |
| Nişancı | Ferman ve beratlara tuğra çeker, fethedilen toprakları tahrir defterine kaydeder. |
| Defterdar | Devletin gelir ve giderleriyle ilgilenir. |
| Yeniçeri ağası ve kaptan-ı derya | Vezir rütbesine yükseldiklerinde divan toplantılarına katılır. |
Taşra teşkilatı: eyalet, sancak, kaza
Taşra; eyaletlere, eyaletler sancaklara, sancaklar kazalara, kazalar da köylere ayrılırdı. Eyaletin başında beylerbeyi, sancağın başında sancakbeyi bulunurdu; kazanın yöneticisi ise kadıydı. Eyalet ve sancaklar askerî nitelikli birimlerken kazalar sivil bir karaktere sahipti ve kadı, bulunamadığı yerlerdeki işleri naibi aracılığıyla yürütürdü.
Eyaletler vergi düzenine göre ikiye ayrılırdı. Salyanesiz eyaletlerde tımar sistemi uygulanır, gelirler has, zeamet ve tımar olarak dağıtılırdı; Anadolu, Rumeli, Karaman ve Diyarbakır bunlardandı. Salyaneli eyaletlerde ise tahrir yapılmaz, tımar uygulanmaz, iltizam sistemi işlerdi; yıllık gelirlerden görevlilerin maaşları ayrıldıktan sonra kalanı hazineye gönderilirdi. Mısır, Bağdat, Yemen, Habeş, Cezayir, Trablusgarp ve Tunus salyaneli eyaletlere örnektir. Eflak, Boğdan, Erdel, Kırım Hanlığı ve Mekke Şerifliği gibi imtiyazlı eyaletler ise iç işlerinde serbest, dış işlerinde merkeze bağlıydı.
| İdari birim | Yönetici | Güvenlik | Adalet |
|---|---|---|---|
| Eyalet | Beylerbeyi | Subaşı | Kadı |
| Sancak | Sancakbeyi | Subaşı | Kadı |
| Kaza | Kadı | Subaşı | Kadı |
| Köy | Köy kethüdası | Yiğitbaşı | Kadı naibi |
Toprak sistemi ve dirlikler
Osmanlı toprakları ders kitaplarında mîrî, mülk ve vakıf olarak üç ana başlıkta ele alınır. Mîrî arazinin mülkiyeti (rakabesi) devlete aitti; reaya bu toprağı tasarruf hakkıyla işler, karşılığında vergi öderdi. Devlet toprağı verirken tapu adı verilen peşin bir para alırdı. Mülk arazi, sahibinin satabildiği, vakfedebildiği ve mirasla geçen topraktı; vakıf arazinin geliri ise hayır işlerine ayrılırdı. TDV İslâm Ansiklopedisi, Ebüssuûd'un geliştirdiği tasnife göre bunlara kamuya terk edilen yol, mera ve yaylakları kapsayan metrûk araziyi ve kimsenin tasarrufunda olmayan mevât araziyi de ekleyerek beş çeşit sayar.
Tımar sistemi, belli bir bölgenin vergi gelirinin hizmet karşılığında asker ve görevlilere tahsis edilmesiydi. Dirlik sahibine sâhib-i arz denirdi; toprağın sahibi değil, vergisini toplayan hak sahibiydi. Tımar miras yoluyla mirasçılara geçmezdi; bu, onu Batı'daki feodal uygulamalardan ayıran temel özelliklerden biridir. Toprağını geçerli sebep olmadan üç yıl ekmeyen reaya çiftbozan vergisi öderdi. Dirlik sahipleri gelirleriyle orantılı sayıda cebelü denilen donanımlı atlı asker yetiştirip sefere götürmek zorundaydı.
| Dirlik | Yıllık gelir | Kime verilirdi? |
|---|---|---|
| Has | 100.000 akçeden fazla | Padişah ve hanedan üyeleri, vezirler, beylerbeyi ve sancakbeyleri |
| Zeamet | 20.000–100.000 akçe | Subaşı, alay beyi, divan kâtibi gibi orta dereceli görevliler |
| Tımar | 19.999 akçeye kadar | Tımarlı sipahiler |
Ordu: kapıkulu ve tımarlı sipahi
Osmanlı kara ordusu, merkezde padişaha bağlı maaşlı kapıkulu askerleri ile taşradaki eyalet askerlerinden oluşurdu. Kapıkulu ocaklarına önce savaş esirlerinden pençik usulüyle asker alındı. Ankara Savaşı'ndan sonra bu yöntem yetersiz kalınca devşirme asıl yöntem hâline geldi. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre devşirme Çelebi Mehmed zamanında uygulanmış, II. Murad döneminde kanunlaşmıştır.
Kapıkulu yayaları acemi, yeniçeri, cebeci, topçu, top arabacısı, humbaracı ve lağımcı ocaklarından; süvarileri ise altı bölük adı verilen birliklerden oluşurdu. Yeniçeriler üç ayda bir ulufe denilen maaş alır, başka işle uğraşamaz ve evlenemezdi. Ordunun en kalabalık kısmı ise dirlik geliri karşılığında cebelüleriyle sefere katılan tımarlı sipahilerdi. Devlet, eyaletlerdeki bu gücü merkezde kapıkulu ordusuyla dengeliyordu.
Ekonomi: ahilik, lonca ve gedik
Osmanlı şehir ekonomisinde esnaf ve zanaatkârlar meslek birlikleri hâlinde örgütlenmişti. Bu örgütlenmenin kökü, Anadolu Selçukluları döneminde kurulan Ahîlik teşkilatına dayanır; Anadolu'da Ahîliğin kurucusu olarak Ahi Evran bilinir. Ahî birlikleri usta, kalfa ve çıraklardan oluşur; mesleği iyi öğrenmeyen çırak dükkân açamaz, mal ve kalite denetimiyle fiyat tespiti birliğin aslî görevleri arasında yer alırdı. Ahîliğin nizamnâmelerine fütüvvetnâme denirdi.
İtalyanca loggia kelimesinden gelen lonca, TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre XVII. yüzyıldan itibaren doğrudan esnaf sisteminin adı olarak kullanılmaya başlandı. Loncalar narh (fiyat belirleme) uygulayarak malın fiyatını ve kalitesini denetlerdi. Belli bir sanatı ancak belli sayıda esnafın icra edebildiği inhisar usulünde, bu sanatı icra etme ruhsatına gedik denirdi. Gedik sayesinde plansız iş yeri açılması önlenir, ekonomik denge korunurdu.
Toplum yapısı ve millet sistemi
Osmanlı toplumu yönetenler (askerî) ve yönetilenler (reaya) olarak ikiye ayrılırdı. Yönetenler seyfiye (kılıç ehli), ilmiye (ilim ehli) ve kalemiye (kalem ehli) olarak gruplanırdı; vergi veren reaya kesiminde ise Müslümanlar da gayrimüslimler de vardı. Nüfusun çoğunluğunu tarım ve hayvancılıkla geçinen köylüler oluşturuyordu.
Millet sistemi, halkı etnik köken ya da dile göre değil, din ve mezhep esasına göre topluluklara ayıran düzendi. Her topluluk kendi dinî hukukunu uygulayabilirdi; örneğin Fatih Sultan Mehmed, İstanbul'un fethinden sonra Rum Ortodoks Patrikliğine dinî ve hukuki haklar tanıdı. Gayrimüslim erkekler askerlik yükümlülüğü karşılığında cizye öderdi. 1856 Islahat Fermanı'ndan sonra cemaatlerde ruhban dışı üyelerin de katıldığı millet meclisleri kuruldu.
Eğitim: sıbyan mektebi, medrese ve Enderun
Klasik dönem Osmanlı eğitimi sıbyan mektebi, medrese ve saray eğitimi (Enderun) üzerine kuruluydu. Sıbyan mektepleri okuma yazma, temel dinî bilgiler ve basit hesap öğretirdi. Medreseler orta ve yüksek öğretim veren, daha çok ilmiye sınıfını yetiştiren kurumlardı. İlk Osmanlı medresesi, Orhan Gazi'nin İznik'te kurduğu medresedir; ilk müderrisi Dâvûd-i Kayserî'dir. (Kuruluş yılı olarak TDV'nin Medrese maddesi 1331'i verir; aynı ansiklopedinin Dâvûd-i Kayserî maddesi inşaatın 1336'da bittiğini yazar.) Fatih Külliyesi içinde 1470'te tamamlanan ve sekiz medreseden oluşan Sahn-ı Seman ile Osmanlı yüksek öğretimi önemli bir noktaya ulaştı; Kanuni döneminde yapılan Süleymaniye medreseleri ise eğitimde varılan en yüksek noktayı temsil eder.
Enderun ise mülkî ve askerî yöneticilerin yetiştirildiği saray okuluydu. Kuruluşu hakkında iki görüş bulunsa da II. Murad zamanında Edirne Sarayı'nda teşkil edildiği, gerçek teşkilatına Fatih döneminde kavuştuğu kabul edilir. Devşirme çocuklardan üstün yetenekli olanlar Enderun'a alınır, eğitim yedi kademede sürerdi; başarı gösteremeyenler çıkma adıyla ordunun çeşitli birliklerine verilirdi.
Hukuk: şer'î ve örfî hukuk
Osmanlı hukuku, İslam hukukuna dayanan şer'î hukuk ile padişahın emir ve fermanlarından oluşan örfî hukuk üzerine kuruluydu; fethedilen bölgelerde önceden uygulanan kanunlar da dikkate alınırdı. Bir konuda önce şer'î hüküm aranır, şer'î bir kural yoksa örfî hukuk devreye girerdi.
Örfî hukukun yazılı kaynağı kanunnâmelerdi. Kanunnâmeler padişahın fermanı üzerine nişancı tarafından hazırlanır, Divan-ı Hümayun'da görüşülür ve padişahın onayından sonra yürürlüğe girerdi. Örfî hukuktan sorumlu divan üyesi olduğu için nişancıya müftî-i kânûn denirdi. Fatih'e atfedilen teşkilat kanunnâmesi devletin belli başlı makamlarını düzenledi. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre örfî hukuk XVI. yüzyıldan itibaren etkinliğini yitirmeye başlamış, şer'î hukukun ağırlığı artmıştır.
Akılda tutma kodlamaları
Uzun listeleri sınavda hatırlamak için baş harflerden kurulmuş ezber kısayolları.
- YÜZ BİN – YİRMİ BİN çizgisi
- 100.000 akçeyi aşan dirlik Has; 20.000 ile 100.000 akçe arası Zeamet; 20.000 akçenin altı (19.999'a kadar) Tımar.
- 5M toprak
- TDV'deki beş arazi çeşidinin hepsi M ile başlar: Memlûke (mülk arazi), Mîriyye (mîrî arazi), Mevkûfe (vakıf arazi), Metrûke (yol, mera, yaylak gibi kamuya terk edilen arazi), Mevât (kimsenin tasarrufunda olmayan boş arazi).
- VeKaNiDe
- Divan-ı Hümayun'un görevleri en sık sorulan dört aslî üyesi: Veziriazam (padişahın vekili, mührünü taşır), Kazasker (büyük davalar, kadı ve müderris tayinleri), Nişancı (ferman ve beratlara tuğra), Defterdar (gelir ve giderler). Kubbealtı vezirleri de aslî üyedir.
- Uzakta salyane, yakında tımar
- Salyaneli eyaletler (Mısır, Bağdat, Yemen) merkezden uzaktı ve tımar uygulanmazdı; salyanesiz eyaletler (Anadolu, Rumeli, Karaman) merkeze yakındı ve tımar uygulanırdı (ders kitaplarındaki genelleme).
Sınav ipuçları
- Tımar ile iltizamı karıştırma: salyanesiz eyaletlerde tımar, salyaneli eyaletlerde iltizam uygulanırdı.
- Tımar sahibi toprağın sahibi değildir; mülkiyet devletindir, sipahi vergiyi toplayan sâhib-i arzdır. Tımar miras yoluyla mirasçılara geçmezdi; sipahi ölünce oğluna ancak başlangıç tımarı (kılıç hakkı) verilebilirdi.
- Kapıkulu askerleri üç ayda bir ulufe denilen maaş alırdı; tımarlı sipahiler maaş yerine dirlik geliriyle geçinirdi.
- Enderun devlet yöneticisi ve asker yetiştirir; medrese ise daha çok ilmiye sınıfını yetiştirirdi.
- Kaza sivil bir birimdir ve yöneticisi kadıdır; eyalet ve sancak askerî nitelikli birimlerdir.
- Cizye gayrimüslim erkeklerden askerlik karşılığı alınırdı; öşür Müslümanlardan alınan ürün vergisidir.
- Narh fiyat belirlemedir; gedik ise belli bir sanatı icra etme ruhsatıdır.
- Divan başkanlığının veziriazama geçmesi Fatih dönemine, divanın işlevini yitirip kabine sistemine geçilmesi II. Mahmud dönemine aittir.
Test: Osmanlı Kültür ve Medeniyeti
Şıkka dokun; doğru cevap ve açıklaması açılır. Sorular kolaydan zora.
-
1/15 KOLAY
Osmanlı Devleti'nde yıllık geliri 20.000 ile 100.000 akçe arasında olan dirliğe ne ad verilirdi?
Doğru cevapZeamet
Yıllık geliri 20.000-100.000 akçe arasındaki dirliğe zeamet, sahibine zaîm denirdi. Has 100.000 akçeyi aşan, tımar 20.000 akçenin altındaki dirliktir. Paşmaklık ise geliri saray kadınlarına bırakılan arazidir.
-
2/15 KOLAY
Divan-ı Hümayun'da devletin gelir ve giderleriyle ilgilenen üye aşağıdakilerden hangisidir?
Doğru cevapDefterdar
Devletin gelir ve giderlerinden, yani mali işlerden defterdar sorumluydu. Nişancı ferman ve beratlara tuğra çeker, kazasker büyük davalara ve kadı-müderris tayinlerine bakar, kaptan-ı derya ise deniz kuvvetlerinin komutanıdır.
-
3/15 KOLAY
Divandaki büyük davalara bakan, kadı ve müderrislerin tayin işleriyle de ilgilenen Divan-ı Hümayun üyesi hangisidir?
Doğru cevapKazasker
Kadı ve müderrislerin tayin ve azil işleri kazaskerin göreviydi; kazasker divandaki büyük davalara da bakardı. Defterdar mali işlerle, veziriazam padişah vekili olarak yönetimle, nişancı ise tuğra ve yazışmalarla ilgilenirdi.
-
4/15 KOLAY
Anadolu'da esnaf ve zanaatkârları örgütleyen Ahîlik teşkilatının kurucusu olarak bilinen kişi aşağıdakilerden hangisidir?
Doğru cevapAhi Evran
Anadolu'da Ahîliğin kurucusu olarak bilinen kişi, sonradan Ahi Evran adıyla anılan Şeyh Nasîrüddin Mahmûd'dur. Şeyh Edebali ahi şeyhlerinden biriydi ama kurucu değildir; Dâvûd-i Kayserî İznik medresesinin ilk müderrisidir; Yeniçeri Ocağı Hacı Bektaş-ı Veli'ye nispetle Bektaşî Ocağı diye anılırdı.
-
5/15 KOLAY
Osmanlı yönetici sınıfı içinde din, hukuk ve eğitim işlerini yürüten, daha çok medreselerde yetişen kesim hangisidir?
Doğru cevapİlmiye
Din, hukuk ve eğitim işleriyle uğraşan kesim ilmiyedir ve medreseler daha çok bu sınıfın mensuplarını yetiştirirdi. Seyfiye askerî ve idari görevleri, kalemiye kayıt, yazışma ve mali işleri yürütürdü. Reaya ise yönetici sınıfta değil, vergi veren yönetilenler kesimindeydi.
-
6/15 ORTA
Fatih Sultan Mehmed döneminde Divan-ı Hümayun ile ilgili yapılan düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?
Doğru cevapDivan başkanlığı padişahtan alınıp veziriazama bırakıldı.
Fatih'in divandaki en önemli yeniliği başkanlığın padişahtan alınıp veziriazama bırakılmasıdır. Kabine sistemine geçiş II. Mahmud'un reformlarıyla oldu. Divan-ı Hümayun'un yetkilerinin veziriazamın ikindi divanına geçmesi XVII. yüzyıl sonlarından itibaren yaşandı. Toplantıların haftada ikiye inmesi ise XVII. yüzyıl başlarına aittir.
-
7/15 ORTA
Osmanlı Devleti'ndeki millet sistemi, halkı hangi esasa göre topluluklara ayırıyordu?
Doğru cevapDin ve mezhep
Millet teşkilatı din ve mezhep esasına dayanırdı; her topluluk kendi dinî hukukunu uygulayabilirdi. TDV İslâm Ansiklopedisi bu teşkilatın etnik ve lisan aidiyetine dayanmadığını, ayrıca bir sosyal sınıflama esasına da dayanmadığını açıkça belirtir.
-
8/15 ORTA
Osmanlı tımar sistemi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Doğru cevapTımar toprağı sahibinin özel mülküydü ve miras yoluyla mirasçılarına geçerdi.
Tımar toprağının mülkiyeti devlete aitti; tımar miras bırakılamaz, vakfedilemez ve bağışlanamazdı. TDV, mirasla geçmemeyi Osmanlı tımarını Batılı feodal uygulamalardan ayıran temel özelliklerden biri sayar. Diğer üç ifade doğrudur: sipahiler cebelü yetiştirir, sistem atlı asker ve tarımsal üretim sağlar, üç yıl ekilmeyen topraktan çiftbozan alınırdı.
-
9/15 ORTA
Aşağıdakilerden hangisi tımar sisteminin uygulanmadığı salyaneli eyaletlere örnektir?
Doğru cevapMısır
Mısır salyaneli bir eyaletti; burada tımar uygulanmaz, iltizam sistemi işlerdi. Anadolu, Rumeli ve Karaman ise tımar sisteminin uygulandığı salyanesiz eyaletler arasında sayılır.
-
10/15 ORTA
Belli bir sanatı ancak belli sayıda esnafın icra edebildiği Osmanlı düzeninde, o sanatı icra etme ruhsatına ne ad verilirdi?
Doğru cevapGedik
İnhisar usulünde sanat ve esnaflık ruhsatına gedik denirdi; gedik plansız iş yeri açılmasını önlerdi. Narh fiyat belirleme uygulamasıdır. İltizam, devlete ait bir vergi gelirini toplama hakkının belirli bir bedel karşılığında mültezime bırakılmasıdır; salyaneli eyaletlerde uygulanır, XVI. yüzyıldan sonra ise dirlik yerine de yaygınlaşmıştır. Mukataa ise geliri doğrudan merkezî hazineye aktarılan kaynaklardır.
-
11/15 ORTA
Mülkiyeti devlete ait olan, reayaya yalnızca kullanma (tasarruf) hakkı verilen Osmanlı arazisi hangisidir?
Doğru cevapMîrî arazi
Mîrî arazinin çıplak mülkiyeti devlete aitti; reaya bu toprağı tasarruf hakkıyla işlerdi. Mülk arazi sahibinin mülküdür ve satılıp mirasla geçebilir. Vakıf arazinin geliri hayır işlerine ayrılırdı. Metrûk arazi ise yol, mera ve yaylak gibi kamuya terk edilmiş yerlerdir.
-
12/15 ZOR
Kanunnâmeleri padişahın fermanı üzerine hazırlayan ve örfî hukuktan sorumlu olduğu için 'müftî-i kânûn' diye anılan Divan-ı Hümayun üyesi hangisidir?
Doğru cevapNişancı
Örfî hukuktan sorumlu divan üyesi olduğu için nişancıya müftî-i kânûn denirdi ve kanunnâmeler padişahın fermanı üzerine onun tarafından hazırlanırdı. Defterdar devletin gelir ve giderleriyle ilgilenirdi, kazasker şer'î davalara bakardı, reisülküttap ise divan kalemlerinin şefi olarak yazışmaları yürütürdü.
-
13/15 ZOR
Zeamet sahipleri sefere her kaç akçelik gelir için bir cebelü götürmekle yükümlüydü?
Doğru cevap5.000 akçe
Has ve zeamet sahipleri her 5.000 akçe gelir için bir cebelü yetiştirmek zorundaydı. 3.000 akçe, ders kitabına göre tımarlı sipahilerin kılıç hakkı dışındaki gelirleri için geçerli orandır. 20.000 akçe ise zeametin alt sınırıdır, cebelü oranı değildir.
-
14/15 ZOR
Osmanlı taşra teşkilatında kaza yöneticisi kadının, kendisinin bulunamadığı yer ve durumlarda işleri yürüttüğü vekiline ne ad verilirdi?
Doğru cevapNaib
Kadı, bulunamadığı yer ve durumlarda işleri naib-i kadı denilen vekili aracılığıyla yürütürdü; TDV İslâm Ansiklopedisi de nâibi Osmanlı adlî teşkilâtında kadının yardımcısı ve vekili olarak tanımlar. Ders kitabının taşra tablosunda subaşı eyalet, sancak ve kazada güvenlikten sorumlu görevli; köy düzeyinde ise köy kethüdası yönetici, yiğitbaşı güvenlik görevlisi, kadı naibi adalet görevlisi olarak gösterilir.
-
15/15 ZOR
Mîrî araziyi özel mülke dönüştürme eğilimini açıkça ortaya koyan Tanzimat dönemi düzenlemesi aşağıdakilerden hangisidir?
Doğru cevap1858 Arazi Kanunnâmesi
1858 (1274) tarihli Arazi Kanunnâmesi, TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre mîrî araziyi özel mülke dönüştürme eğilimini açıkça ortaya koyar; kanunnâme dağınık arazi hukukunu da tek metinde topladı. 1864 Vilayet Nizamnâmesi taşranın idari yapısını düzenledi. Sened-i İttifak 1808'de ayanlarla yapılan anlaşmadır. Kanun-ı Esasi ise 1876'da ilan edilen, Osmanlı Devleti'nin ilk anayasasıdır.
Kaynakça
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Dîvân-ı Hümâyun"
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Timar"
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Zeâmet"
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Mîrî Arazi"
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Arazi"
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Kapıkulu"
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Devşirme"
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Sipahi"
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Yeniçeri"
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Ahîlik"
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Lonca"
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Gedik"
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Millet" (Osmanlılar'da Millet Sistemi)
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Medrese" (Osmanlı Dönemi)
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Enderun"
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Örf" (Osmanlı Devleti'nde)
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Kazasker"
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Defterdar"
- MEB, Tarih 10. Sınıf Ders Kitabı (Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli), toprak sistemi ve dirlikler
- MEB, Tarih 10. Sınıf Ders Kitabı, Dîvân-ı Hümâyunun yapısı ve işleyişi
- MEB, Tarih 10. Sınıf Ders Kitabı, taşra teşkilatı ve eyalet türleri
- MEB, Türk Kültür ve Medeniyet Tarihi 11, 1. Ünite: Osmanlı devlet teşkilatı
- MEB, Türk Kültür ve Medeniyet Tarihi 11, 2. Ünite: Osmanlı toplumunda millet sistemi
- MEB, Türk Kültür ve Medeniyet Tarihi 11, 3. Ünite: Osmanlı Devleti'nde hukuk
- MEB, Türk Kültür ve Medeniyet Tarihi 11, 4. Ünite: Klasik dönem Osmanlı ekonomisi
- MEB, Türk Kültür ve Medeniyet Tarihi 11, 5. Ünite: Osmanlı Devleti'nde eğitim
- TBMM, 1876 Kanun-ı Esasi
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "İkindi Divanı"
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Şeyhülislâm"
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Dâvûd-i Kayserî"
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Nâib"
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "İltizam"
Bu sayfadaki bilgiler 22 Eylül 2026 tarihinde kaynaklarıyla tek tek doğrulandı (nasıl doğruluyoruz). Hata görürsen info@bilq.app adresine yaz.